KONUŞMA METİNLERİ
11.02.2015
Şubat Ayı Meclis Toplantısı

Kıymetli Bakanım,

Değerli Meclis Başkanım ve Başkanlık Divanı,

Çok Kıymetli Meclis Üyeleri,

Sayın Basın Mensupları ve Saygıdeğer Misafirler,

 

Sizleri şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına

hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Bugün Gümrük ve Ticaret Bakanımız

Sayın Bülent Tüfenkçi Meclisimize katılarak

bizleri onurlandırdı.

Geçtiğimiz ay da İstanbul Ticaret Odası

Yönetim Kurulu olarak

kendisini makamında ziyaret etmiştik.

 

Sayın Tüfenkçi’ye teşriflerinden dolayı

çok teşekkür ediyorum.

 

19. dönem Oda Meclisimizin

37. toplantısı,

üyelerimize, tüm iş dünyamıza ve

ülkemize hayırlar getirsin...

Değerli Meclis Üyeleri,

2015'in son günlerinde,

2016'da dünya daha çetin,

Türkiye daha güçlü olacak” demiştik.

 

Daha güçlüyüz çünkü,

siyasi istikrar sayesinde

bu gemi rotasına geri döndü.

 

 

 

Daha güçlüyüz çünkü,

ülkemiz içinde bulunduğu

coğrafyanın karışıklığından,

dünyadaki çalkantılardan

büyüyerek çıkmayı başardı.

 

Ancak dünya daha çetin

Küresel ticaret pastası

yeteri kadar büyüyemiyor.

 

 

Belirsizlik ve kıyasıya rekabetten

kaçma şansımız yok.

 

Bunların yanında ülkelerin

ekonomiyi yönlendirmek için

giriştikleri kısa vadeli hamleler de var.

 

Amerika faiz arttırırken,

geçtiğimiz günlerde Japonya da,

iç talebi canlandırmak için

negatif faiz uygulamasına geçti.

Böylelikle Dünyanın ikinci büyük

ekonomisi unvanını

Çin'e kaptıran Japonya,

Yuan'a karşı Japon Yeni'ni

daha rekabetçi hale getirmiş oldu.

 

Geleceği şekillendirecek

farklı siyasi ve sosyal değişimlerin

yaşandığı bir dönemden de geçiyoruz.

 

 

Mesela;

 

 

yeniden diyalog içinde.

 

12 ülke arasında ticaret engellerini kaldıracak

Trans Pasifik Ortaklığı anlaşması imzalandı.

 

 

yeni bir dönem başlamak üzere.

 

Tüm bunlar ne demek?

 

artacak rekabet...

 

Bir tarafta da 

Ortadoğu’nun kaynayan kazanı,

Suriye konusu

her geçen gün

daha da karmaşık bir hal alıyor.

 

Değinmeden geçemeyeceğim.

 

Bugünlerde Suriye'den

göç etmeye hazırlanan 100 bin insanın

AÇ VE SUSUZ ŞEKİLDE beklemeye

mahkum edileceği konuşuluyor.

 HAYIR, EDİLMEYECEK...

 

Biz;

"komşusu açken,

tok yatan bizden değildir"

şiarının takipçileriyiz.

 

Düşmanına dahi

merhametle yaklaşan

bir Peygamberin ümmetiyiz.

 

 

Allah'a (c.c.) çok şükür.

İmkânımız, gücümüz var.

 

İstanbul Ticaret Odası olarak

biz de

elimizi taşın altına koymaya devam ediyoruz.

 

Dün de,

Yönetim Kurulu toplantımızda

hiçbir bütçe sınırı belirlemeden

bu kardeşlerimize yardım etme kararı aldık.

 

Evet bu işin bütçesi yok!

Çünkü şunu çok iyi biliyoruz.

 

Bu millet

kasasındaki paralarla değil,

yüreğindeki merhametle zengindir!

 

İşte bu yüzden

ben diyorum ki

Birleşmiş Milletler yönetimi,

kalkıp

sınırlarınızı açın çağrısını bize söylemesin.

 

 

Biz

Irak'tan ve Suriye'den

toplam 3 milyon insana yüreğimizi açtık.

 

Türkiye, bu noktada

10 milyar dolara yakın bir harcama yaptı.

 

Milletçe biz bunu yaparken

Batılı siyasetçiler

herhalde pösteki sayıyordu.

 

 

O nedenle arkadaşlar,

bu konuda

Kimsenin bize ders vermeye hakkı yoktur!

 

Birleşmiş Milletler,

o çağrıyı

Birkaç bin mülteciye dahi tahammül göstermeyen

ekonomisi gelişmiş ancak

vicdanları körleşmiş, sağırlaşmış

Batılı ülke yöneticilerine yapsın.

 

 

 

Birleşmiş Milletler

o kör ve sağır siyasilere desin ki;

"Göçmenlik ortak bir insanlık halidir."

 

Bakın

Amerika ve Avrupa başta olmak üzere

dünyanın %80'i göçmendir.

 

Bunu unutmamalılar.

 

 

 

Değerli Arkadaşlar,

 

İşte bu ve benzeri olaylar

ekonomik ve sosyal DNA'sını,

geleceğin ticaret haritasını,

değiştirecek derecede önemli.

 

Bize düşen de

bu kodları doğru okuyup,

Hükümetimiz de göreve geldiği

günden bu yana geleceğin Türkiye'sini

inşa etmek için adımlar atıyor.

 

 

ve son olarak da Terörle Mücadele Eylem Planı...

 

 

Bu adımlarla birlikte

reel sektörün sıkıntılarını

gündemine almasından

 

Geçen hafta

Terörle Mücadele Eylem Planı

ekonomik yönleriyle birlikte

ortaya konuldu.

 

Son olarak da

‘taşınırların teminat olarak kullanılması

ve taşınır sicil sistemi’

çalışmasının

tamamlanmak üzere olduğunun

müjdesini aldık.

 

Bu bizim için

son derece önemli bir düzenleme.

 

 

Böylelikle makinelerimizi ve araçlarımızı da

artık teminat olarak

bankalara sunabilecek ve

finansmana erişimimizi arttırabileceğiz.

 

Bankalardan da bu konuda destek

ve hassasiyet bekliyoruz.

 

 

 

 

Sayın Bakanım,

Kıymetli Meclis Üyeleri,

 

İstanbul Ticaret Odası'nın

temel görevlerinden biri

iş dünyası ile hükümetimiz arasında

etkin bir iletişim köprüsü kurmak.

 

400 bine yakın üyemizle,

İstanbul Ticaret Odası’ndan gelen veriler

esasen Türkiye ekonomisinin kalp atışlarını temsil ediyor.

Bu anlamda 81 komitemizden gelen talepleri,

Sayın Bakanımıza geçen ay

detaylı bir dosya olarak iletmiştik.

 

Bu raporun bir özetini siz Meclis Üyelerimize de

bugün ilettik ki

mükerrer sorunlar konuşulmasın.

Çünkü zaten rapordaki başlıkları

bürokratlarımızın çalıştığını belirtti Sayın Bakanımız. 

 

 

Diğer taraftan bu ay Odamızda

farklı bir çalışma da başlattık.

Bizim 81 Komitemizde yer alan 248 meclis üyemizle

 

 

olarak istişare toplantılarımızı yaptık.

 

Önümüzdeki hafta inşaat sektörümüzle

bu çalışmayı tamamlayacağız.

 

Bu toplantılarda amacımız sorunları değil,

ticaretimizi, ihracatımızı

kısa sürede hızlandırmak için

nokta atışı önerileri tespit etmek oldu.

 

Maksadımız sorunları konuşmamak değil,

elbette sorunlar var.

Bunlar hepimizin sürekli takibinde.

Ancak elimizdeki imkanlarla,

potansiyelimizi kısa sürede          

nasıl daha yukarı taşırız?

Bunu tespit etmek istedik.

 

Bu öneriler içinden

İstanbul Ticaret Odası olarak

üzerimize düşen,

inisiyatifimizde olan tedbirleri ev ödevimiz

olarak belirledik.

Üzerinde çalışmaya başladık.

Diğer talepleri ise

ilgili Bakanlıklarımıza iletmek üzere raporlaştırıyoruz.

 

Bu sonuçları

en kısa sürede sizinle de paylaşacağız

Sayın Bakanım.

 

 

 

 

 

Değerli Meclis Üyeleri,

Kıymetli Dostlar,

 

Sizlerle yaptığımız toplantılarda da

belirgin şekilde ortaya çıkan başlık

ülkemizin hayata geçirmesi gereken

"tanıtım atağı" oldu.

 

 

 

 

Malum göremeyince, duymayınca,

Yaşamıyor, Üretilmiyor

sanılan bir dünyada yaşıyoruz.

 

Yani bu yılın mottosu olarak belirlediğimiz

Yeni Pazarlara ulaşmak için

bu atak şart.

 

 

 

İstediğimiz ürünü,

en hızlı, en az maliyetli

ve en kaliteli şekilde üretsek de

tüm bu uğraşın meyvesini alabilmek için

atılması gereken adım,

bu ürünü sınır, kıta gözetmeden

dünyaya satabilmek.

 

 

 

 

Bunu sık sık belirtiyorum.

18,5 trilyon dolarlık engin bir pazar önümüzde.

Bizim bu pazardan payımıza düşen

sadece binde 8.

 

Bunu iki katına çıkarsak,

yani yine çok değil,

yalnızca yüzde 1,6'ya çıkarsak

150 Milyar dolar daha çok gelir sağlayacağız.

 

 

Bu noktada

başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere,

Sayın Başbakanımıza ve hükümetimize

ben öncelikle teşekkür etmek istiyorum.

 

13 yıldır önümüze düştünüz,

birlikte  gitmediğimiz

kıta, bölge kalmadı.

 

Geçen hafta da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın

Şili, Peru ve Ekvador'u kapsayan

Güney Amerika ziyaretine iş dünyası

olarak geniş bir katılımla iştirak ettik.

 

Latin Amerika'da müthiş bir popülaritemiz var.

Bir kere her şeyden önce Türk dizileri

Güney Amerika'da gönülleri fethetmiş durumda.

Bizim o bölgede önemli eksiğimiz ise,

bağlantı ve süreklilik.

 

 

 

Bu noktada Latin Amerika'ya

 

gibi bir çok adım hükümetimizce

planlanmış durumda.

 

Peru ile bir Serbest Ticaret Anlaşması

imzalanmak üzere.

 

Buralara kısa sürede

sektörel heyet ziyaretleri düzenleyeceğiz.

 

Bölgede;

özellikle savunma sanayi, gıda,

turizm, konut inşaatı,

altyapı projeleri, madencilik, enerji

ve perakende ticaret noktasında

büyük potansiyel var.

 

 

Arkadaşlar,

Özellikle perakende ticaret,

dünyanın heryerinde

müthiş fırsatlar barındırıyor.

 

Türk girişimciler olarak,

bir araya gelip,

zincirler kurup, zincirler satın alıp,

bunu hızla değerlendirmeliyiz.

 

 

Bu ülkelerle ihracatımız

1 milyar dolar bile değil.

 

Oysa sırf bu üç ülkenin yaptığı ithalat

yıllık 142 milyar doların üzerinde.

 

Buyurun arkadaşlar,

PASTA HAZIR.

 

 

 

Geçen ayın sonunda da

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak

B20 dönem başkanlığını devrettiğimiz

 

Çin de mutlaka üzerine düşmemiz gereken

bir pazar. Neden?

 

Çünkü Çin artık ihracatçı kimliğiyle değil,

ithalatçı kimliğiyle öne çıkmaya başladı.

Kalıcı bir büyüme sağlayabilmek için

iç pazara yöneldiler.

Çok akıllı politikalarla büyüyorlar.

 

Bizde ise biliyorsunuz

iç pazar son derece kuvvetli,

orada bir sıkıntı yaşamıyoruz ama

dış pazar noktasında

potansiyelimizin altındayız.

 

 

 

Sayın Bakanım,

 

ihracatımızı arttırma noktasında,

hükümetimizden de beklediğimiz adımlar var

 

İHRACATTA ANLIK TESLİM

çok önemli.

Ama şu anda ihracat için

32 ayrı evrak dolduruluyor.

Bir evrakla bu işi halledebilmeliyiz.

 

Üretim yapanın bürokrasiye uyduğu değil,

bürokrasinin üretim yapana

göre şekillendiği bir yapı gerekli.

 

 

 

 

 

 

 

 

YİNE İHRACAT TANITIMI VE TEŞVİKLERİ İÇİN

HAZİNE KAYNAKLARINDAN AYRILAN PAY,

İHRACAT HEDEFİMİZİN BİNDE 3'Ü KADAR.

 

Bugün bizler bile

kısıtlı bütçelerimize rağmen

reklam, tanıtım için

en az yüzde 5 bütçe ayırıyoruz.

 

Biz de Türkiye'nin tanıtımını

daha etkin yapmak için,

ihracatçıyı desteklemek için

daha çok pay ayırmalıyız.

 

VERİLEN DESTEKLERİN

İHRACATÇIMIZA DÖNÜŞ SÜRESİNİ DE

KISALTMAK ÖNEMLİ.

Bu noktada vergiden mahsuplaşma

sistemine de geçilebilir.

 

 

 

Ayrıca en önemli konulardan biri

 

EXİMBANK'TA KÖKLÜ BİR REFORMA GİDİLMESİ.

Daha hızlı, daha etkin

ve daha farklı kredi metodları kullanılması lazım.

 

 

Mesela daha önce de söylediğimiz bir öneri var.

Türkiye'den mal satın alacak

ithalatçı ülkelerin firmalarına

kredi sağlanması önemli bir araç.

 

Avrupa'da ticari bankacılık

tarihinin en kötü dönemini yaşarken

Avrupa'daki firmaya gidip

"Türkiye'den satın al, kredin hazır desek"

fark atarız.

 

Bu noktada İhracat Kredisi Garanti Fonu'nun da

artık ülkemizde hayata geçmesi şart.

 

Teminat güçlüğü çeken

ihracatçı firmalarımızın

bu sayede önünü açabiliriz.

Ayrıca son dönemde

ihracatta menzil genişletmenin yolu

e-ihracattan geçiyor.

 

E-ihracat KOBİ'lerin

ihracat şansını artırıyor.

Türkiye'den de küresel e-pazarlama  markaları

çıkarmak için

kamu-özel sektör elele vermeliyiz.

 

 

Artık kurla, maliyetle DEĞİL,

 

 

rekabet edecek bir Türkiye

inşa edeceğimize

yürekten inanıyorum.

 

 

 

Saygıdeğer Bakanım,

Değerli Arkadaşlar,

 

İki yıldır  Ticari Faaliyet Endeksimizi

ortaya koyuyoruz.

Ekonominin nabzını çok net şekilde

ölçen öncü bir gösterge.

 

 

 

 

Kasım'da gerçekleşen

seçimlerin ardından

ekonomik beklentilerde

belirgin bir yükselme mevcuttu.

 

Bu Nisan itibariyle de beklentilerimiz

son bir yılın en yüksek noktasına ulaşmış durumda.

Zaten Sanayi Üretim endeksindeki

artış da bu olumlu beklentiyi teyit ediyor. 

 

 

Endeksimizde bu ayki rakamlarımız

şu şekilde;

 

Üretim alanında;

 

Ticaret alanında;

Hizmet alanındaysa;

 

Genel Ticari Faaliyet Endeksimiz de;

 

 

 

Bu rakamlar

bizim ekonomimizin rolanti hali aslında.

 

Az önce bahsettiğim

küçük dokunuşlarla

bu beklentilerin

çok daha üstüne çıkabiliriz.

 

 

 

 

Değerli Hazirun,

 

Hep söylediğimiz gibi,

bizim 81 komitemiz

Türkiye ekonomisinin yarısını

temsil ediyor.

 

Sıkıntıları ve çözüm yollarını en iyi onlar biliyor.

Komitelerimizin çağrısına kulak vermek

bizim öncelikli görevimiz.

 

Geçtiğimiz bir aylık süre zarfında da

meslek komitelerimizden bize 29 talep geldi.

bu taleplerin tamamına olumlu cevap verdik.

 

Diğer taraftan,

Sayın Başkan da biraz evvel ifade etti.

Geçtiğimiz aydan bu yana

İş dünyamızın ve

İstanbul Ticaret Odası ailemizin

üzücü kayıpları oldu.

 

Türk Sanayiinin öncülerinden

Koç Grubu Başkanı

Sayın Mustafa Koç'u

ani bir şekilde kaybettik.

 

Eski Meclis Üyelerimizden;

Saygın eğitimcimiz İbrahim Arıkan

yine eski Meclis Üyelerimizden

Hasan Tahsin Akyüz yani Baba Tahsin

ve Tuncer Baykul'u

Hakk'ın rahmetine uğurladık.

Ben tüm merhumlara

Allah'tan (c.c.)rahmet,

yakınlarına ve tüm iş dünyamıza

sabrı cemil niyaz ediyorum.

 

Meclis üyelerimizden;

Halim Paksoy

meclis ailemize katıldılar.

 

Hoş geldiniz diyor, başarılar diliyorum.

Kıymetli Misafirler,

Değerli Dostlar,

 

Bugün Meclis gündemimize

önemli bir konuyu da taşıdık.

 

Bu kürsüden de daha önce

sizlere aktarmış olduğum gibi

Odamızca bağımsız bir tink tenk kuruluşu ve

Türkiye'nin en kapsamlı kuluçka merkezini

kurmak için harekete geçtik.

Bilgiye dayanmayan

ve yenilik içermeyen başarı

gelip geçer.

Bilgiye dayanan başarı ve kazanç ise kalıcıdır.

 

Bilgi ve Yenilik çağımızın ticari metasıdır.

Biz de bu konuya özel bir önem vermekteyiz.

 

Düşünce ve Proje Üretim Akademisi DÜPA ile

Bilgi Ticarileştirme Merkezi BTM'nin

kuruluş işlemlerine hızla başladık.

Bu yapılar sayesinde,

iş dünyası ve akademi işbirliği

hiç olmadığı kadar somut bir hale dönüşecek.

 

DÜPA'da tam da iş dünyasının

ihtiyaç duyduğu araştırmalar

en hızlı ve en öz şekliyle gerçekleştirilerek,

sizlerin kullanımına sunulacak.

 

BTM'de ise Melek yatırımcılığı tabana yayacağız.

Parlak fikirleri 365 bin girişimcimize açacağız.

Biliyorsunuz sizlerin de takdiriyle

Üniversitemizin Eminönü yerleşkesini

DÜPA ve BTM'ye tahsis etmiştik.

 

Böylelikle Eminönü'nde yani ticaretin kalbinde

sizlerle iç içe çalışabilecekleri bir ortam

hazırlamayı amaçladık.

 

Bu oluşumların sağlıklı işleyebilmesi adına

gerekli tüm adımları atmaya kararlıyız.

 

Yaptığımız istişarelerde

bu yapıların verimli çalışabilmesi için

ayrı bir tüzel kişiliğe haiz bir vakıf

altında kurulması gerektiğini tespit ettik.

 

Bu amaçla;

İTO Bilgiyi Ticarileştirme ve Araştırma Vakfı'nın

kuruluşu ve gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesi

yetkisini sizlerin takdirine getirdik.

 

 

Ben bu çabalarımızın,

ülke ekonomisine  hayırlar getirmesini

temenni ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

Sayın Bakanım,

Kıymetli Meclis Üyeleri,

Değerli Basın Mensupları

ve Saygıdeğer Misafirler,

 

Muhakkak ki Sayın Bakanımızın da,

bizlerle paylaşacağı konular var.

Ayrıca sizlerin de soruları olduğunu biliyorum.

 

Bu nedenle sözü daha fazla uzatmadan,

konuşmamı bitirmek istiyorum.

Son olarak

Dün Sultan 2. Abdülhamit Han'ın ölüm yıldönümüydü.

 

Devleti Alliyye Osmaniye'yi

dimdik ayakta tutmak için

ömrünü feda eden

Ulu Hakan Abdulhamit Han'ı

rahmet ve minnetle anıyorum.

 

Hepinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.

Sağ olun, var olun!

Son Eklenen Haberler